Yazar

Elmanın hafifliği

Uzun yıllardır birlikte çalıştığım Lucca'nın da danışman Executive Şef'i olan İspanyol Willy Moya ile birlikte mutfakta denemeler yaparken tatlı menüsünde değişiklik yapalım istedik. İkimiz de tatlı yapımında çok vakit almayan ve komplike olmayan formülleri sevdiğimiz için tam da istediğimiz gibi bir 'Çıtır Elmalı Pie' yaptık geçtiğimiz günlerde. Eğer mutfağınızda Mandolin dilimleyici varsa bu tarifi birebir uygulayabilirsiniz.

 

 

 

Çok şekerli tatlılarla arası olmayanlar için;   'Crispy Apple Pie'

 
- 1 milföy hamuru
- 3 adet kırmızı elma (kabukları soyulmuş)
- 50 gr. tereyağı
- 2 çorba kaşığı esmer şeker

- vaniyalı dondurma (servis için)

 

 
Miföy hamurunu inceltip yuvarlak bir tabak yardımıyla şekil vermek için kesin. Mandolin ile yarım ay şeklinde ince dilimlenmiş elmaları kenardan başlayarak içe doğru yuvarlayarak gül şeklinde dizin. (Bu tarifte daha tatlımsı bir aroma için kırmızı elma kullandım ama tercihen yeşil elma da kullanılabilir). Üzerine 1-2 çorba kaşığı toz şeker serpip küçük küpler halinde kesilmiş tereyağı gezdirip 160-180 derecelik fırında 20-25 dakika elmalar karamelize olana kadar pişirin. Fırından aldıltak sonra üzerine isterseniz tekrar tereyağ sürebilirsiniz. Servis ederken de bir top vanilyalı veya tarçınlı dordurma üzerine koyun.
 
Bu tarifi daha küçük yuvarlak milföyler ile de hazırlayabilirsiniz..

Tatlı haftalar!

 - Pelin Çakar - Lucca Mutfak Koordinatörü

VogueGurme  /  0 Yorum

Bohem şehir Berkeley

Öğrencilik yıllarımın en güzel dönemlerini San Francisco'nun yanı başındaki şehir Berkeley’de geçirdim. O yıllar gastronomiye olan ilgimin arttığı yıllardı. Berkeley'nin öğrenci şehri olması dışında yaşadıkça keşfedilen bir yanıyla gastronomik restoran ve cafeler göze çarpar hep. "Farm to Table" (tarladan sofraya) yaklaşımının en iyi örneklerinin olduğu bu 'hippie' şehirde dingin, pozitif ve hep bahar kokan bir yaşam karşılar insanı.

Yaşadığım süre boyunca sürekli gittiğim enfes cafe ve restoranlardan bazılarını özellikle paylaşmak isterim ki bir gün yolunuz düşerse uğramadan dönmeyin.


Fransız şef Gregoire’ın kendi ismini verdiği Gregoire Cafe sadece 2 masa ile servis veren küçük, sevimli bir müdavim yeri aslında. Her ay değişen menüsünde Gregorie’ın kendi yaptığı ekşi maya ekmeğe hazırlanan sıcak sandviçler, tamamiyle organik yeşilliklerle hazırlanan salatalar ve menüde hiç değişmeyen meşhur ‘potato puff’ (patates kroket) müthiş bir lezzet. Cafe’nin önündeki masalarda oturup sandviç yerken Gregoire’ın hoş sohbeti de ayrıca keyif verir. Tadını unutamadığım Soft Shell Baby Crab Sandviç favorilerim arasında. http://www.gregoirerestaurant.com  2109 Cedar Street Berkeley, CA 94709 - (510) 883-1893 <tel:285102920883-1893>



Bir diğer gastronomik mekan ise gastro tapas bar Cesar. İspanyol Tapas’larının en iyi örneklerini menülerine taşıyan Bar Cesar’da taze biberiye ve adaçayı ile kızartılmış patates cipsleri, beyaz fasülye salatası ile sunulan marine sardalya ve güzel bir Manzanilla Sherry eşliğinde  Cod Fish Cazuela rüyalara girecek cinsten, tavsiye ederim.  http://www.barcesar.com 1515 Shattuck Avenue, Berkeley, CA - (510) 883-0222 <tel:285102920883-0222>




Berkeley’e gelmişken Alice Waters’ın meşhur restoranı ve bence Amerika’nın en iyi restoranı Chez Pannise’e uğramadan dönülmez. Haftalık değişen menülerini o hafta üreticilerden gelen organik malzemeler ile hazırlıyorlar. Dolayısıyla menü çok özel, seçkin ve taze. "Farm to table" konseptinin en iyi örneği, tipik bir 'Californian' restoranı. Her hafta değişen menüyü tatmak ayrıcalıklı bir deneyim. Yeşil Kuşkonmaz Sufle ve Istakoz Sos tam da mevsimin favorilerinden. http://www.chezpanisse.com 1517 Shattuck Avenue
Berkeley, California 94709  (510) 548-5525 <tel:285102920548-5525>


Berkeley’e gitmişken her hafta Perşembe ve Cumartesi günleri kurulan Farmers’ Market’ı ziyaret etmek lazım. Çevredeki yerel ve organik çiftliklerden gelen üreticiler çeşit çeşit sebze-meyveler, ekşi maya ekmekler, ev yapımı marmelatlar ve rengarenk çiçekler satıyorlar. Farmers Market’ı kaçırdıysanız üzülmeyin. Berkeley’nin en güzel marketi ‘Berkeley Bowl’ tüm çeşitleri ile adeta bir gıda festivali. Bir tek Berkeley’de bulunan bu özel marketin San Francisco’dan ve komşu semtlerden çokça ziyaretçisi var.
 
Bu şehir lezzet dolu seçenekleriyle çok davetkar.

 

- Pelin Çakar - Lucca Mutfak Koordinatörü

VogueGurme  /  0 Yorum

Ziyafet başlasın!

Haftasonu kahvaltıda misafir ağırlamayı planladığım bir gün farklı birşeyler yapmaya niyetlendim.
 
Şöyle yedikçe yenesi gelen türden bir kahvaltı için 'Ispanaklı fırınlanmış yumurta sufle' iyi gider diye düşünerek başladım hazırlığa. Bir de hergün yapmaktan hiç sıkılmayacağım klasikleşmiş avokado ve renkli domatesli bruschetta'ları ekledim menüye. Bence sabah, öğlen, akşam her saate uygun bir seçenek bruschetta'lar.
 
Ispanaklı Yumurta Sufle

 
Bu tarife ıspanak yerine fesleğen, kurutulmuş domates, bacon gibi birçok lezzet eklenip değiştirilebilir.
 
Malzemeler
 
3 yumurta sarısı
5 yumurta beyazı
20 gr taze ıspanak (tercihen körpe / doğranmış)
2 çorba kaşığı krema
30 gr rende parmesan peyniri (beyaz peynir veya lor peyniri de olabilir)
tuz /karabiber
tereyağ
 
Yapılışı
 
Yumurtaların içerisine tuz ve karabiber ekleyip iyice çırparak köpürtün.(Yumurtayı ne kadar çok çırpıp oksijen ile temasını sağlarsanız o kadar kabarık olur.) Tercihen krema da ekleyebilirsiniz. Ben bu tarifte krema ekledim. Porselen sufle kapları bu tarif için gayet uygun. Her birini tereyağ ile yağlayıp hazırlayın. Kapların dibine ıspanak ve peyniri yerleşitirip çırpılmış yumurtaları bir parmak eksik kalacak şekilde dökün. Derin bir fırın kabına sufle kaplarını yerleştirip dibine su ekleyin. 180 derecede 20-30 dk yumurtalar kabarana kadar pişirin. Kızarmış köy ekmeği ile birlikte nefis oluyor!
 
 
Avokadolu Domates Bruschetta

 
1 paket kırmızı cherry domates
1 paket sarı cherry domates
50 gr taze fesleğen
2 avokado (yumuşak olsun)
1/2 limon suyu
1 diş sarmısak
tuz
ekşi maya baget ekmeği
sızma zeytinyağ
 
Yapılışı
 
Avokadoları bir çatal yardımıyla veya daha pürüzsüz bir doku için robotta limon suyu ve tuzla ezin. Diğer tarafta cherry domatesleri dörde bölüp, doğranmış taze fesleğen, sızma zeytinyağ, sarmısakla karıştırıp bir iç hazırlayın (Cherry domates yerine mis kokulu bir çanakkale domatesi ile yaparsanız daha da güzel olur. Ben sarı domates kullanmak istediğim için farklılığa gittim) Baget ekmek dilimlerini kızartıp üzerine avokado dip sürüp domates karışımı ekleyin.
 
Afiyet olsun!

- Pelin Çakar - Lucca Mutfak Koordinatörü

VogueGurme  /  0 Yorum

Herkese Merhaba!

Mayıs ayı boyunca yemeğe dair paylaşımlarımla Vogue Gurme'de olacağım. Baharın gelişiyle çeşitlenen lezzet dolu sebze ve meyveler ilhamım olacak.

Keyifli ve lezzetli bir bahar dileğiyle.

 
Bahardan yaza geçiş dönemlerinde çorba içmeyi pek tercih etmeyiz genelde. Oysa ki ferah ve aromatik bir Limon Çorbası'nın tam da zamanı geldi :)
 


Limon Çorbası

 
- 2 soğan (küp doğranmış)
- 2 diş sarmısak
- 3 Kabak
- 1 havuç
- 1 patates
- 2 sarı dolmalık biber
- 3-4 bütün limon
- yarım taze zencefil
- 1 limon suyu
- 1 tatlı kaşığı toz zerdeçal
- 200 ml Beyaz Şarap
- 1 tatlı kaşığı toz şeker
- sebze suyu veya tavuk suyu
- Riviera zeytinyağı
- tuz
 
Yapılışı
 

Öncelikle soğanı zeytinyağında soteleyin. Rendelenmiş iki diş sarmısağı da ekleyip sarmısağın yanmamasına dikkat ederek küp doğranmış tüm sebzeleri ekleyip 5-6 dk kavurarak terletin. 200 ml (veya bir su bardağı) beyaz şarap ekleyip alkolü uçana kadar pişirin. Tencerenin yarısına kadar gelecek şekilde sebze suyu veya tavuk suyu ilave edip aroma vericileri ekleyin.

 

Bu aşamada kabukları soyulmuş 40 gr zencefili ve üç bütün limonu tencereye ekleyip sebzeler pişinceye kadar karışımın içerisinde tutun. Baskın bir  sarı rengi vermek için toz zerdeçalı bu aşamada ekleyin. Sebzeler yumuşayana kadar pişirip ara ara tadını kontrol edin. Limon çok ekşiliğini geçirmeye başladığı zaman içersinden alabilirsiniz. Bir kaşık toz şeker ekleyip asit dengesini ayarlayın.

 
Son aşamada limon ve zencefili içerisinden alıp blender'dan çorbayı geçirin. Tekrardan tadına bakarak tuz veya limon suyu gibi aromaları da ekleyip çorbayı tamamlayabilirsiniz. Servis ederken üzerine bir yaprak kızarmış fesleğen çok yakışıyor.

- Pelin Çakar - Lucca Mutfak Koordinatörü

VogueGurme  /  0 Yorum

Somon Pate

Hep bahardan dem vuruyorum ya, bu kış uzun ve zorlu geçtiğinden mi nedir, sanki bahar daha kıymetli bu sene. Aslında her sene öyle, ama geçmişi kolay unutuyoruz; bugün, şu an, en kıymetli.

Baharla beraber yiyecek tercihlerimiz de değişiyor, hafifliyor. Güneş parıldarken, akşamüstü bir beyaz şarap ya da öğlen bir roze fikri tekrar iyi gelmeye başlıyor. Eş dostla görüşmek, dışarıda olmak istiyoruz. Misafir çağırmak da şekil değiştiriyor. Akşamüstü içkileri mevsime uyuyor.

Tabii onlarla beraber ikramlar da değişiyor. Bahar ve ilk yaz akşamlarında içki yanında balıktan yapılan pateleri seviyorum. Yapması kolay, gerekirse birkaç gün dolapta bekliyebiliyor, sunumu da şık. Benim burada vermeye çalıştığım, bir reçeteden daha çok bir fikir... Kullanılacak malzeme basit; istediğiniz balığa -çipura, levrek somon- uygulayabilirsiniz. Hem içki yanına yakışır, hem de hafif bir öğle yemeği.

somon pate
Somon Pate

400 gr Derisiz Somon, temizlenmiş, ayıklanmış
100 gr Labne
20 ml Sızma Zeytinyağı
Taze Soğan/Frenk Soğanı
Dereotu
Tuz
Taze Çekilmiş Karabiber
Limon/Portakal Kabuğu Rendesi

- Balığı derisi ve kılçığıyla bütün olarak biraz suda ya da buharda pişirin. --> Ama çok pişirmeyin. Hele somonsa çok çok az pişirin. İçi pembe kalsın.
- Ilınsın, didikleyin.
- Dereotlarını ve taze soğanların yeşil yerlerini incecik doğrayın.
- Bir çatal yardımıyla labneyi ezerek somonla karıştırın.
- Tuz, karabiber, limon kabuğunu da bu aşamada ekleyin.
- İçine dereotu ve taze soğanları ekleyip, ezmeden karıştırın.
- Bir kavanoz ya da kapaklı cam bir kaba sıkıştırarak koyun.
- Üstünü zeytinyağla kaplayın.
- Buzdolabında 24 saat beklesin.
- Yemeden 30 dakika buzdolabından önce çıkarın.
- Tercihen kızarmış ekşi maya ekmekle servis edin.
- Yanında da soğutulmuş bir Sauvignon Blanc için.

- Şemsa Denizsel (Kantin)
www.kulaktandolmatarifler.com

VogueGurme  /  0 Yorum

Dondurmalı profiterol

Profiterol diyince akla hemen, içleri pastacı kremasıyla doldurulmuş top top hamurlar,  üstüne çikolata sosu gelir. Benim içinse profiterol aslında öncelikle hamurudur. “Choux pastry” olarak geçen, hem tuzlu hem tatlı pek çok lezzete baz teşkil edebilecek, o çok kullanışlı hamuru. Pek çok yerde ve durumda hamur önceden pişirilip, doldurulduğu için, yumuşamış anlamsız bir zarfa dönüşür. Halbuki hamur hafiften ılık olsa, hafiften de kıtır, içine her ne konacaksa son dakikada doldurulsa ve öylece sunulsa, bambaşka bir dokuyla karşılaşılır damağımız. Hamurun ılık kıtırlığına dondurma, ama kaymaklı, ya da vanilyalı eklenir. Bir de üstüne bitter Belçika çikolatasından ılık-sıcak bir sos eklenirse, bence o zaman profiterol profiterol olur.



PROFİTEROL

75 ml. Süt

75 ml. Su
30 ml. Krema
½ tsp Tuz
70 gr. Tereyağı
85 gr. Un
3 ad. Yumurta, hafifçe çırpılmış

• Süt, su, krema, tuz ve tereyağı kalın tabanlı bir tencereye koyun ve altını açın. → tereyağı erisin, karışım ısınsın.

• Unu eleyin.
• Tereyağ eriyince altını açın ve fokur fokur kaynatın.
• Fokurdayınca, unun hepsini birden içine boca edin ve tahta bir kaşıkla hızlı hızlı karıştırın.
• Pütürsüz, kalın bir bulamaç olup, tencerenin kenarlarını bırakmaya başlayıncaya kadar ateşin üstünde karıştırmaya devam edin.
• Mermer tezgaha ya da diğer bir kaba alıp 5 dakika kadar soğutun.
• Sonra çırpmak için bir kaba alın ve düşük hızda çırparken, 4 seferde yumurtaları ekleyin. →Yumurtayı eklerken düşük hızda, aralarda 10 saniyeliğine yüksek hızda çırpın. → yumurtaların hepsini eklemek gerekmeyebilir.
• Hamuru kendini toplaması için biraz bekletin. Ve sıkma torbasıyla istediğiniz büyüklükte fırın kağıdı üzerine sıkın. → Pişerken de kabaracağını unutmayın.
• 200 dereceye ısıtılmış fırında 20 dakika pişirin.
• Çıkınca 20 – 30 dakika bekleyin. Sonra içine dondurma koyun ve sıcak çikolata sosuyla servis edin.

ÇİKOLATA SOS -GANACHE


400 gr. Bitter Çikolata

500 gr. Çiğ Krema

• Çikolataları olabildiğince ince doğrayın.

• Kremayı ateşte ısıtın.
• Tam kaynamadan önce ateşten alın, ve kıyılmış çikolataları içine atın.
• 1 dakika kadar karıştırmayın. Sonra bir tahta kaşıkla hep aynı yönde karıştırarak, çikolatayı eritin.


- Şemsa Denizsel (Kantin)
www.kulaktandolmatarifler.com
 

VogueGurme  /  0 Yorum

"Salata"

Geçen gün bir müşteri, kadın, diğerine “salata yok ki, ne yiyeceğiz, yoğurtlu çağla diye birşey var” diye şikayet ederek dükkanı terk etti.

Bir kere daha şaşkınlığa düştüm. İstanbul hanımlarının büyük çoğunluğunun ısrarla yedikleri, talep etmeye devam ettikleri salataları düşündüm ve bu birkaç parça yeşillik, ki onda da ‘Akdeniz yeşillikleri’ tercih edilir, üzerine konan tavuk/bonfile/peynir parçaları ve sadece tabağı doldursun diye koyulmuş bir sürü ıvır zıvırdan oluşan salataları anlama imkanım olmadığına kani oldum. Anlamaya da yapmaya da niyetimin olmadığı salatalar bunlar. Neredeyse hepsi yaratıcılıktan uzak, malzemeye odaklanmadan, birbirinin taklidi, öylesine yapılmış. Ve maaalesef, café ve lokantalarımızın mönüleri bunlarla dolu.

“Salata” pek çok şey olabilir. Sadece yeşillikten yapılabileceği gibi, içinde bir tek yaprak yeşil bulunmayan salatalar da olabilir. “Salata” insanın yaratıcılığının önünü açabilmeli. İlla soğuk olacak demek de değildir; ılık olur, bazen de malzemesine göre sıcak. Bazen bir başlangıçtır, kimi zaman ise esas öğün.

Biz, Kantin’de hergün 4-5 çeşit salata yapıyoruz. Ve bu salataları mönüdeki diğer kalemler gibi hergün değiştiriyoruz. Yani yaratıcı olmak zorundayız. Düşünmek zorundayız. Bir mönü yapıp, aylarca, hatta seneyle onun üstüne yatmıyoruz. Hergün herşey değişiyor. Tembelliğe düşmeyişimiz bu yüzden. Fırsatımız yok.

Örnek çok. Ne mi?

Mesela:

Enginarlı tabule


Çiğ enginar & manda mozarellası


Limonlu çipura & avokadolu tabule


Portakallı ılık lahana


Sultani & keçi peyniri


Aromatik somon


Bahar panzanellası


Bunlar yaptığımız, müşterilerimize sunduğumuz “salata”ların sadece bazıları. O gün ‘salata da yok ki’ diyen müşterimizin fark etmediği, edemediği salatalarımız da bunların benzerleri.

Dediğim gibi “salata” pek çok şey olabilir, sadece düşünmeyi bilelim. Müşteri olarak siz farklıyı bilirseniz, düşünürseniz, talep ederseniz, işletmeci ve şefler de silkelenmek zorunda kalır. Gelişme ancak böyle olur. 'Aynı'nın arkasına sığınarak değil, farklıyı talep ederek. Cesur olun.

- Şemsa Denizsel (Kantin)
www.kulaktandolmatarifler.com
 

VogueGurme  /  0 Yorum

Çikolatalı Bademli Turta

Çikolatanın mevsimi yok. Bahar da gelse, yaz için rejimlere de girilse, insanın canı çikolata çekebilir. Ya bir parça bitter çikolatayla nefsinizi köreltmeye çalışacaksınız, ya da nispeten daha az zararlı tarifler deneyeceksiniz.



Bu tarif, belki de, daha az zararlı kategorisinde yer alabilir. Ne kadar kendimizi kandırmak istediğimize bağlı. Kendimizi kötü hissetmeden, o kadarına izin vermeden, ufak bir kaçamak yapılacaksa, hiç olmazsa buna değmeli. Ya da cesurca ‘yaptım yedim’ diyebilmeli.

 

1 cup badem

210 gr çikolata

¾ cup şeker

1 çimdik tuz

7 yumurta beyazı

 
- Fırını 175C turboya ayarla.

- Bademleri çikolatayı ve şekerin ½ cup’ını ve tuzu robotta çek.

- Yumurta beyazlarını bir tutam tuzla çırp.

- Kalan ¼ cup şekeri ekle. Çok katı olmasın.

- Buna bademli karışımı 3 seferde ekle.

- Hazırladığın, yağlanmış ve dibi kağıtlanmış kalıplara dök, 25-30 dk pişir.

- Tel üzerinde 10 dk soğut.

- Kalıbından çıkarıp, iyice soğut. Üstüne kakao serperek servis yap.

- Şemsa Denizsel (Kantin)
www.kulaktandolmatarifler.com
 

VogueGurme  /  0 Yorum

Masa süsü illa çiçek midir?

Çiçeğe hiç bir itirazım yok. Olamaz da zaten. Daima gözümü gönlümü şenlendirirler. Hele bazı çiçekler var ki, ölürüm. Laleler, sümbüller, nergis, iris, kala. Aslında hep bahar çiçekleri. Mesela bir ranunculus/erengül beni benden alır. Bir çiçeği tek geç deseler, erengül olur tercihim. Tıpkı tek bir sebzeyi tek geç deseler tereddütsüz enginar diyeceğim gibi.



Çiçeklere her ne kadar bayılsam da, süs konusunda sebzeleri atlayamam. Dalı üstünde gelmiş limona, çatlayacakmış gibi duran narlara, boğum boğum balkabaklarına, parlak kırmızılarıyla acı biber demetlerine hayır demem mümkün değil. Mevsimine göre ayvaları ya da enginarları küfesiyle vitrine koyarım; yılbaşı üstü Hristiyanlar'ın “horn of plenty” dedikleri, bolluğu bereketi temsil eden düzenlemeyi muhakkak kestane, nar ve cevizi bir arada kullanarak yaparım. Paskalya zamanı sepet sepet yumurtayı atlamam. Meyve ve sebzeleri bazen tek başına bazen de başka çiçeklerle bir arada severim. Kala ile enginar gibi. Vitrine dekor yaparım, büfe üstüne ‘centerpiece’, masalara küçük vazolar.


- Şemsa Denizsel (Kantin)
www.kulaktandolmatarifler.com
 

VogueGurme  /  0 Yorum

Balıklı Taze Hamur Roulade

Misafir geleceği zaman hep özeniriz. Günlük hayatımızın dışında bir numara çekmek isteriz. Gelen misafire kıymalı makarna verecek halimiz yok ya! Daha özenli, daha farklı olsun isteriz. Kimselerin yapmadığı bir şey olsa diye hevesleniriz. İşte bu öyle bir yemek. Biraz meşakkatli, el oyalayıcı, zaman düşmanı. Ama bana sorarsanız, sonuçlara değer. Günlük koşturmanın içinde, "Aman şöyle akşama yapıvereyim" denebilecek yemeklerden değil. Muhakkak zamanınız olacak ve de maharetiniz.



Aslında fikir basit. Makarna hamuru hazırlıyoruz ve bu hamurdan balıklı bir harçla doldurduğumuz rulolar yapıyoruz. Bunu önce suda haşlayıp, kalınca dilimler kesiyoruz. O dilimleri de biraz krema ve balık suyuyla fırınlıyoruz. Sonuç yı.kı.lı.yor!

Önce balık suyunu çıkarmak gerekiyor. Harca kullanacağınız çipura, levrek ve karideslerin kafa, iskelet ve kabuklarını da balıkçıdan eve getirip, biraz soğan, birkaç defne yaprağı, 3-5 karabiber tanesiyle aromatik bir balık suyu çıkarmak kolay. Sonra süzüp, buzdolabına kaldırıyorsunuz. Ertesi gün üstüne birikmiş yağını katman olarak alıp, kurtuluyorsunuz. Kullanmaya hazır.

Makarna hamurunu tutuyorsunuz. Nasıl mı? Her 100 gram una, 1 yumurta ve 1 fiske tuz ile. Dört kişilik bir akşam yemeği için, ana yemek bu rulo olacaksa, 300 gram un yeter. Bu da 3 yumurta ve yaklaşık 1 çay kaşığı tuz demek. Tamamen pütürsüz ve parlak oluncaya kadar yoğurulmalı. Sert ve sarı bir hamur bu. Hiç bir şekilde, içine zeytinyağı ya da su koymak gibi fikirlere kapılınmamalı. Makarna hamuru suyla tutulmaz. Hamuru bir saat üstü kapalı olarak serince bir noktada bekletmek gerekiyor. Sonra açmaya hazır.

Hamur bir kenarda beklerken, harcını hazırlamalı. Tavsiyem, balıkları balıkçınıza derisiz fileto çıkarttırmış, kılçık kontrolünü yaptırmış ve fındık içi büyüklüğünde doğrattırmış olmanız. Yoksa bu işlemlerin hepsini yapmanız gerekecek. Umarım balıkçıyla aranız iyidir. Bu balıkları incecik kıyılmış dereotu ve taze soğan, biraz tuz, değirmen karabiber, tohumdan çekilmiş rezene, muskat ve portakal kabuğu rendesiyle harmanlayın. Bu harca bir tek yumurta ve yarım çay bardağı fırınlanmış ekmek kırıntısı da katıp, herşeyi fazlaca mıncıklamadan karıştırın.

Uzunca bir tencereye balık suyunu koyup, usuldan kaynamaya bırakın. Uzunca, çünkü hamurları açıp, içini doldurunca, boylu boyunca uzatabileceğiniz bir tencere lazım. Bu aşamada karar vermek gerekiyor, zira tencerenin uzunluğu, ruloların uzunluğunu, ya da kısalığını belirliyor. Uzun ve az sayıda rulo, ya da kısa ve çok sayıda rulo. Tamamen ekipmana bağlı. Bizim bu işler için özel bir balık tenceremiz var, onu kullanıyoruz, ama herkesin elinin altında olacak diye birşey yok. Elinizdekine bakın.

Eğer elle ince hamur açabiliyorsanız, başka. Ama açamıyorsanız, şu yandan kollu makarna makinaları var, onlardan kullanın. Şiddetle pratik.  Tencerenin uzunluğuna göre belirleyeceğiniz hamur uzunluğu size kalmış, ama eni yaklaşık 15-18 cm. olmalı. İyice temizlediğiniz tezgahınızı bir fırça yardımıyla iyice, vıcık vıcık, zeytinyağlayın; hamuru bu yağın üzerine koyun. Hamurun içine elinizle iri iri kopardığınız pazıları yerleştirin. Sonra hazırladığınız harcı koyup, rulo pasta sarar gibi sarın. Sonra dışı bu vıcık vıcık yağlı ruloyu bir tülbente sarın. Yağlamanın sebebi, bilahare, tülbentin hamura yapışmasını önlemek.

Tülbente sarılmış rulonun iki kenarını mutfak ipiyle bağlayın ve fıkırdamaktaki tencerenin içine indirin. 12 dakika verin. Ve o sırada ikinci ruloyu hazırlayın. Yalnız dikkat, su hiç bir şekilde fokurdamayacak. Usul usul. Bu kadar uğraştığınız ruloların hırpalanmasını istemiyorsunuz.

Çıkardığınız rulolar ellenecek kadar soğuyunca, dikkatlice tülbenti açın, sıyırın. Eğer yeterince yağladıysanız, hiçbir şekilde yapışmadan çıkar. Bu rulodan ikişer parmak eninde dilimler kesip, bu dilimleri önceden yağlanmış bir fırın kabına koyup, üstlerine biraz krema, biraz da hamuru haşlarken kullandığınız balık suyundan gezdirin. Üstünü gevşekçe kapayıp, 200 derecelik bir fırında 8-10 dakika tutun. Krema hafiften kıvam alsın.

Servis için üstüne yine tohumdan çekilmiş rezene, dereotu ve taze soğanın yeşillerinden incecik kıyıp, üstüne serpiştirin.

- Şemsa Denizsel (Kantin)
www.kulaktandolmatarifler.com
 

VogueGurme  /  0 Yorum